Anasayfaya Gidiniz
Başarı Ayrıntıda Gizlidir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player


ALDATMA

“Aldatma” eylemini, daha iyi izah edebilmek amacıyla, sizi önce, medeniyetlerin henüz var olmadığı, insanların sadece avcılık ve toplayıcılık yaparak hayatlarını sürdürdüğü dönemlere götürmek istiyoruz. İnsanlık tarihi adına yapılan arkeolojik araştırmaları inceleyen sosyobiyologlar tarafından keşfedilmiştir ki, günümüz insanın, o dönemlerde var olan ataları, cinselliği, olabildiğince özgür olarak yaşıyorlardı. Erkekler de, kadınlar da diledikleri an, seçtikleri karşı cinsle beraber oluyor ve birbirlerine karşı herhangi bir sorumluluk taşımıyorlardı. Sonraları ise, çok eşliliğe kadar giden birlikte barınma ihtiyaçları, medeniyetlerin kurulması ile beraber, etik kurallara oturtulmaya çalışılarak düzenlendi. İlerleyen dönemlerde ise, evlilik kurumu yapılandırılarak, toplumu oluşturan bireylerin, sağlıklı şekillerde birliktelikler yaşaması ve üremesi sağlandı ki içinde bulunduğumuz modern yüzyılda dahi, halen çok eşlilik geleneğini sürdüren, 3.dünya ülkeleri mevcuttur. Neolitik çağdan, günümüze kadar geçen zaman içerisinde yaşanılanları incelediğimizde, aslında, kadınların ve erkeklerin cinsellik içgüdülerini, toplum içerisindeki statüleri dolayısıyla bastırmak mecburiyetinde kaldıkları anlaşılıyor. Elbette sağlıklı bir gelecek yetiştirebilmek için, bu düzenlemeler şart ve doğru bir toplum olabilmenin yolu da bu kurallardan geçiyor. Ancak, ortada büyük bir sorun var. Her ne kadar, teorik olarak, toplum için, bu uygar yapıyı bir düzene oturtabilmiş olsak da, uygulamalara bakıldığında, her iki cins tarafından da gizli ya da aleni bir şekilde gerçekleştirilen aldatma maceralarının bir hayli fazla olduğunu görüyoruz. Bu sorunun esas nedeni ise, cinselliğin özgür bir içgüdü olmasıdır. İşte insanoğlunun varoluşundan bu yana, ister istemez bünyesinde barındırdığı, bu özgür içgüdü, kişilerin iradeleri ile şekillendirilemeyip, mantıkları ile doğru yönlendirilemediği takdirde ise, kadınlar da, erkekler de aldatma yoluna gidiyorlar. Elbette, irade ve mantığın sınırları, herkes için ayrı bir çizgide bitiyor. Kimi erkekler, “çapkınlık geni” hikâyesinin ardına saklanmayı tercih ederken, kimi kadınlar da, duygusal açıdan düştükleri boşluğu bahane edebiliyorlar. Sonuç olarak, bireyler, aldatma eylemini gerçekleştirebilmeleri için kendilerine mantıklı gelen bir neden bulmayı başararak, bu özgür içgüdülerini tatmin edebiliyorlar. Türk toplumu içerisinde de, oldukça fazla karşılaşılan aldatma eylemi, kısa süren duygusal ilişkilere, boşanmalarla sonuçlanan evliliklere, parçalanmış aileleri olan çocuklara, mutsuz ve yalnız bireylerin çoğalmasına sebebiyet vererek, toplumumuz için, kanayan büyük bir yara olmaya devam ediyor. Cinsel aldatma ve duygusal aldatma adı altında, başlıca iki gruba ayırabileceğimiz aldatma eğilimi hakkında yapılan bilimsel araştırmalara göre, sadece cinsel tatmin hedeflenerek gerçekleştirilen aldatma eylemlerine “Cinsel Aldatma”, var olan partnere karşı hissedilen duyguların bitmesi ile yeni bir kişiye duyulan hislerin yönlendirmesi sonucu gerçekleştirilen aldatmalara ise “ Duygusal Aldatma” adı verilmektedir. Mutlu bir erkek olmanın formülünün, evlilik hayatlarındaki düzeni bozmadan, dışardaki hayatlarını da özgürce yaşamak olduğunu savunan erkeklerin, tercihlerini, daha çok cinsel aldatmadan yana kullandıkları anlaşılıyorken, mutsuz evliliklerinde yaşadıkları buhranları üzerlerinden atmaya çalışan kadınların ise, duygusal aldatmaya daha yatkın oldukları söylenebilir. Ancak, bu iki aldatma çeşidi içerisinde bulunan, duygusal aldatma eğilimi, cinsel aldatmaya göre daha zor ve içinden çıkılması güç hale gelebilen bir durumdur. Duygusallığın ağır bastığı, mantığın devreden çıktığı ve objektif olarak bakılamayan, duygusal aldatmalar sonucunda, kimse tarafından istenilmeyen ve beklenilmeyen olaylar ile karşılaşılması oldukça mümkün olmaktadır.

UZMANLAR ALDATMA EYLEMİNE NASIL BAKIYOR?

Toplumu oluşturan bireylerin, aldatma eylemine yeltenmelerinin sebeplerini, sosyolojik açıdan değişen statülerine, duygusal açıdan yeterince geliştirilemeyen kişiliklerine, bilinçaltlarına yerleşen bastırılmış duygularına ve kişisel olarak edinilmiş olumsuz deneyimlerine bağlayan uzmanlar, her insanın, cinsellik içgüdüsünü, kendi iradesi ve mantığıyla dizginleyebileceğini söylüyorlar. Toplumu sosyoekonomik yönden de irdeleyen uzmanlar, aldatma eylemini gerçekleştirmek için, bireylerin gelmiş oldukları zümrenin önem taşımadığını, ayrı kültürlerde yetiştikleri için başka deneyimlere ve birbirlerinden farklı gelir düzeylerine sahip olsalar da, yine de, aldatma eğilimi gösterebildiklerini savunuyorlar. Aldatma konusunda herhangi bir ikileme düştüğünüz anda, empati kurmaya çalışmanızı öneren uzmanlar, bireylerin, davranış ve düşünce biçimlerinin, sadece kendi arzu ve isteklerini yerine getirmek üzere yoğunlaşmasının, tehlikeli olduğunu da belirtiyorlar. Böyle bir tutumun, kişinin, gün geçtikçe bencilleşerek bulunduğu toplumdan soyutlanmasına ve yalnız kalmasına neden olacağına dikkati çeken uzmanlar, sağlıklı bir toplum için, ilk önce, sağlıklı ikili ilişkiler gerektiğinin altını çiziyorlar. Aldatılan bir kişinin, kolay kandırılabilecek, zayıf bir kişilik yerine konulduğu imajıyla yüzleşmek zorunda kaldığını ve ihanete uğramanın verdiği acı yüzünden de kendisine olan güvenini kaybettiğini söyleyen uzmanlar, birbirlerine böylesi yıkıcı deneyimler yaşatmak yerine, bireylerin, mevcut olan ilişkilerini bitirdikten sonra yeni bir ilişkiye girmelerinin, en doğru davranış şekli olacağını belirtiyorlar.

ERKEKLER NEDEN ALDATIR?


Erkeklerin aldatma eğilimleri, tek bir nedene bağlı olarak gerçekleşmediği için, genel olarak tespit edilen sebepleri, aşağıda bulunan, belli başlıklar altında topladık.

1. Toplumsal Bakış Açısı:

Tanıdığınız bir kişinin, eşi tarafından aldatıldığını öğrendiğinizde, bunun etik bir davranış olmadığını düşünürsünüz. Kendi eşiniz sizi aldatacak olursa, belki yıkılır, belki boşanır ya da ona olan tüm sevginizi ve saygınızı kaybedersiniz. Ancak, üniversiteye giden oğlunuz, birden fazla kızla aynı anda flört ediyorsa, bunu hoş görebilirsiniz. Çünkü O erkektir. İşte Türk aile yapısının geçmişten beri değişiklik gösteremeyen, “çapkınlık erkeğin şanındandır” inanışı, maalesef, bugün birçok yıkılmış yuvanın, gelecekte parçalanacak ailelerin ve günümüzde herkes tarafından yaşanabilen gecelik ilişkilerin esas sebeplerindendir. Zaten yeterince özgür ve denetlenmesi zor bir içgüdü olan cinselliği, “O erkektir, yapar” cümleleriyle kuvvetlendirip, bilinçaltına yerleştirdiğimiz erkekler, aldatmanın sadece kadınlar tarafından gerçekleştirildiği takdirde bir kusur olarak adlandırıldığını düşünmekten asla vazgeçemezler. Bu yüzden de, toplumsal bakış açısı, erkeklerin aldatma eğilimlerini, körükleyen bir sebeptir.

2. Yasak Meyve:

Değişikliğe olan ihtiyacı, insanın başlıca özelliklerinden birisidir. Her ne kadar şu an aldatmak gibi olumsuz bir konudan bahsediyor olsak da, maalesef bilinen gerçekleri görmezden gelemeyiz. Sevgi ile sadakati, birbirinden ayrı tutan erkekler, değişiklik ihtiyaçlarını, cinsel hayatlarında da gidermeyi aldatma olarak nitelendirmedikleri için, arada sırada, farklı kişilerle deneyimler yaşamaktan kaçınmazlar. Değişiklik, yenilik demektir, yenilik ise heyecan. Özellikle, bu tarz düşünen evli erkekler, dışarıdaki yeni ağaçların belki de yasak olmaları dolayısıyla heyecanlı ve daha da fazla çekici gelen meyvelerinden tatmayı ihmal etmezler. Flört, söz, nişan gibi dönemlerde, istisnalar olsa da, henüz taraflar birlikte yaşamaya başlamamış oldukları için, aldatmalar gerçekleşse bile, anlaşılması zor olabilir. Evlilik kurumunda ise, bir arada yaşandığı için, eşler birbirlerinin her şeylerinden daha kolay bir şekilde haberdar olabilmektedirler. Ancak, karda yürüdüğü halde, izini belli etmeyen erkekler de mevcuttur. Yasak meyvenin, heyecan ve değişiklik getirmesinin yanı sıra diğer bir çekici yanı ise, o an için irtibatta bulundukları erkeği, yeterince iyi tanımıyor olmalarıdır. Erkek, kendi egosunu tatmin edebilmek adına, dışardaki bayanlara, kişiliğini ve statüsünü, aslında olmak istediği şekilde tanıtabilir. Yasak meyve, karşısında çizilen karaktere inanmakla yetinirken, erkeğin esasen birlikte olduğu kişi, özellikle de eşiyse, kendisi hakkında değiştiremeyeceği tüm gerçekleri biliyordur. İrade ve mantıkla dizginlenebilen, cinsellik içgüdüsünün, ufak uyarıcılar karşısında dahi, seri bir şekilde harekete geçebildiğini düşünecek olursak, yasak meyveleri, erkeklerin aldatma nedenlerine büyük bir örnek olarak gösterebiliriz.

3. Arkadaş Çevresi:

Bayanlarla kolay olarak iletişime geçebilen erkek, çevresi tarafından takdir gören erkektir. Bu yüzden arkadaş toplantılarının vazgeçilmez demirbaşlarındandırlar. Erkeklerin kendi aralarında gerçekleştirdikleri sohbetler sırasında değindikleri konulardan birisi de, elbette kadınlardır. Kim daha fazla kadınla beraber olabiliyorsa, o erkek başarılıdır. Çapkın erkek olmanın getirdiği avantajlar sayesinde, elde ettiği bayanlarla olan ilişkilerini anlatırken, kendisi kadar girişken olamayan arkadaşları için aracı olmayı da ihmal etmez. Bekarlar kadar evli erkeklerin de gövde gösterisinde bulunmaktan hoşlandığı yegane konu olan skor karşılaştırmaları içerisinde, “ben eşimi aldatmıyorum” diyebilmek ise gerçekten zordur.  Vicdan sahibi olan erkekler, aldatma gibi bir yanlışlığın içine düşmüş iseler, kendilerini bu hususta yalnız hissetmek istemezler. Sadece kendilerinin değil, çevredeki herkesin bu suça ortak olabildiğini bilmek, sızlayan vicdanlarını rahatlatır. Bu yüzden de, eşini aldatmadığını iddia edenlere, aldatmanın ne kadar ulvi bir görev olduğu itina ile anlatılır. Etkilenmek istemediği halde, arkadaş kurbanı olduğunu iddia edenler, “nasıl olsa bir kere yaptım” diyerek teselli bulurken, devamını getirdikleri zamanlarda ise “zaten herkes aldatıyor” şeklinde düşünerek, beynen ve vicdanen temize çıkmış olurlar. Dolayısıyla, arkadaş çevresi, erkeklerin aldatma potansiyelini, tahmin edildiğinden çok daha fazla bir şekilde etkileyebilir.

4.Klişeler:

İnsanlığın varoluşundan beri özgür ve kural tanımayan yapısıyla tanınan cinsellik içgüdüsü,  karşılarına çıkan olasılıklara hayır diyebilmeyi başaran bireylerin, mantık ve irade sınırlarının zorlandığı bir durum söz konusu olduğunda, kendilerine aldatma eylemlerini haklı çıkaracak bir takım sebepler üretebilirler. Klişeler olarak adlandırdığımız bu bahanelere örnek olarak aşağıdaki birkaç örneği verebiliriz.  
Cinsel dürtülerim o kadar yoğun ki kontrol etmekte zorlanıyorum. Sarhoştum, hatırlamıyorum. Evlendim ancak, hapsolmadım. Her gün pilav yenmez. Neyi istersem, onu elde edebileceğimi kendime kanıtlamam lazımdı. Olaylar böyle gelişti, aslında ben istemedim ancak ortam bunu gerektirdi. Bana çok ihtiyacı vardı, ona acıdığım için yaptım.  Çok doluydum, dayanamadım. Onu öylece evine yollayamazdım. Eşimle oldukça büyük sorunlarımız var, geçinemiyoruz. Eşim, benimle ilgilenmiyor. Eşim kendisine eskisi gibi bakmıyor. Eşim beni tatmin edemiyor. Başka bir kadına aşık oldum.

 

KADINLAR NEDEN ALDATIR?


Erkek hegemonyasının egemen olduğu bir toplumda yaşıyor olmamız nedeniyle, kadınların daha az aldattığı düşünülüyorsa da, aslında, gün geçtikçe artan mutsuz kadın sayısına paralel olarak, aldatan kadın sayısı da yükselme gösterdi. Özellikle, kadınların, iş hayatında boy göstermeye yoğun bir şekilde başlamaları dolayısıyla, erkeğine muhtaç olmayan, güçlü kadın imajı ortaya çıktı. Bundan elli yıl öncesine dönüp baktığımızda, büyük çoğunluğunun görevi, eve ekmek getiren erkeğinin ve çocuklarının hizmetini görmek olan kadınlar, artık, eğitim ve iş yaşamlarında kariyer yapmayı hedefler hale geldiler. Maddi özgülükleri olmasının avantajını, evlilik bağlarına ya da özel hayatlarında beraber oldukları kişilere de yansıtabilen kadınlar, erkeğinin sözünden dışarı çıkamayan ninelerimizin tersine, başlarını dimdik tutabiliyorlar.
Kadınların aldatma eğilimi göstermeleri, daha çok kişilik özelliklerine bağlı olarak gerçekleşiyor. Ailesi tarafından aldığı eğitime, okul hayatında gördüğü öğrenime, arkadaş çevresine, iş hayatındaki deneyimlerine ve yaşarken edindiği hayat tecrübelerine göre değişiklik gösteren kişiliğinin, el verdiği ölçüde, aldatma yolunu tercih edebiliyorlar. Ayrıca, bekar kadınların, geçmişlerinde yaşadıkları ilişkilere, evli kadınların ise, evlilikleri süresince ve öncesinde maruz kaldıkları olaylara göre şekillenen, aldatma eylemi, her kadın için farklılık gösterebiliyor. 
Örneğin, öğrenim hayatları bittikten sonra, dışarıdaki yaşama merhaba diyen kadınların bir kısmı, kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için, zamanla, fırsatları kollayabilen ve hırslı adımlar atabilen karakterlere dönüşebiliyorlar. Bencilliğin ve rekabetin kol gezdiği ortamlarda, uyanık olmak gerekliliğinin farkına varan kadınlar, evlerinin içinde ve dışında karşılanması gereken tüm ihtiyaçları tek başlarına üstlenir hale gelebiliyorlar. Sonuç olarak ise, kendilerinden başka birisine güven duymakta oldukça zorlanan kimlikler edinebiliyorlar. “Evlilik yaşı geçti” ya da “evde kaldı” gibi kavramlar artık çok uzaklarda kalmış olduğu için, bekar bir hayat sürmekten korkmuyorlar ve maalesef çoğunluğu hayal kırıklıkları ile biten deneyimler atlatıyorlar. Bir yerden sonra ise, daha fazla acımadığını hissetmeye başlayan kadınlar, yalnızlıklarına son veren ilişkiler yaşadıkları dönemlerde, bağlanmaktan ya da acı çekmekten korktukları için, birlikte oldukları kişilerden ayrılmayı çare olarak görüyorlar. Ancak, kimi zamanlardaysa, hayatlarındaki erkeği aldatarak, bağlanma ve acı çekme olasılıklarına son veriyor, kendi bildikleri doğrularla ve kendi yollarında ilerlemeye devam ediyorlar.
Modern yüzyılın evli kadınları ise, mutsuz bir evlilik sürdükleri takdirde aldatma yoluna başvurabiliyorlar. Daha önce arzulu olan eşi, artık kendinden uzaklaşıyorsa, yeniden arzulanmayı ve hala güzel olduğunu hissetmeyi isteyebiliyor. Bir kadın, ne kadar aşık şekilde evlenmiş olursa olsun, eğer, eşi tarafından cinsel anlamda tatmin edilemiyor ve bir kadın olarak takdir göremiyorsa, eşine olan hisleri, zamanla körelmeye başlıyor. Kocası, kendisi için, bir eşten ziyade, artık, bakmakla yükümlü olduğu en büyük çocuğuymuş gibi bir duygu uyandırmaya başlıyor ve haliyle de kadınlık kimliğini tekrar hissedebileceği, yeni heyecanlar aramaya yelken açabiliyor. Bir kadının sadece cinsel anlamda tatmin ediliyor olması da, yeterli gelemiyor. Duygusal açıdan ihtiyaçlarının giderilmesini bekleyen kadınların ayrıca, ilgiden oldukça hoşlanan bir yapıda oldukları, herkes tarafından biliniyor. Bunların dışında ise, evli bir kadını aldatma yoluna iten en güçlü duygu, intikam duygusudur. Eğer eşi tarafından aldatıldığını öğrendiyse, aynı acıyı eşinin de yaşamasını sağlayabilmek için, aldatma eylemini, gözünü kırpmadan uygulayabilir.
Sonuç olarak, verilen tüm örneklerde sizin de dikkatinizi çekeceği üzere, kadınların aldatma eğiliminde bulunduğu koşullar, tamamen duygusal olarak verdikleri kararlara bağlı olarak gerçekleşiyor. Elbette, insanoğlunun yapısında bulunan cinsellik içgüdüsünün, her iki cins açısında da, aldatmaya teşvik ettiği durumlar da söz konusu olabiliyor. İradelerinin ve mantıklarının el verdiği ölçüde, girdikleri aldatma münasebetleri sonrasında, tıpkı erkekler için verdiğimiz örneklerde olduğu gibi, bir takım gerekçelerin arkasına sığınmak, kadınların vicdan muhasebeleri açısından da rahatlatıcı özellikler taşıyor. Bunlara da misal vermek gerekirse, aşağıdakileri örnek gösterebiliriz.
Mutsuzum, çok zekiydi, tatmin olamıyordum, âşık oldum, eşim beni çok ihmal etti, bir erkeğin varlığına ihtiyaç duydum, yakınlık ve şefkat özlemi çekiyorum, kendimi çok yalnız ve terk edilmiş hissediyorum, aylardır seks yapmadım, baştan çıkarmanın dayanılmaz cazibesine karşı koyamadım, çok uğraştı, ilgi çekmek istedim, peşinde koşulan nüfuzlu biri olduğu için yaptım, neyi istersem onu hala elde edebileceğimi kendime kanıtlamak istiyordum, benim için çok ciddi hisler besliyordu, kocam beni aldattığı için intikam almak istedim, cazibeli ve esprili kişiliğinden etkilendim, beni hak ediyordu, kendimi tümüyle teslim etmek istedim, beni sekse zorladığı için oldu, kariyer yapmamda bana yardımcı olsun istedim.

 ALDATILDIĞINIZI NASIL ANLARSINIZ?

ERKEK ALDATIYORSA


Aldatan bir erkeğin, beyni oldukça yoğun olduğu için, konsantrasyon eksikliği çeker ve dikkatsiz tavırlar gösterir. Yaptığı hataları, önemsiz olarak göstermeye çalışır ve her ne kadar kabul etmek istemiyor olsa da, içinden vicdan muhasebesi yapmaktadır.
Buna mukabil, her daim bakımlı olmaya çalışır. Kıyafetine özen gösterir, düzenli bir şekilde banyo yapar, sık sık traş olur, yeni giysiler almaya başlar, farklı ve yeni parfüm kokuları kullanır.
Yeni bir cep telefonu alabileceği gibi mevcut cep telefonuna da dikkat etmeye başlar, evdeyken sessize alır hatta kapatır ve daha da önemlisi başka kişileri ya da çocukları bahane ederek cep telefonuna şifre koyar.
Son zamanlarda aldığı kilolardan yakınarak, rejim ya da egzersize yapar. Küçük ve önemsiz gibi görünen yalanlarını yakalarsınız. Duyduğu heyecandan ötürü sık su içmeye başlar.
Ya çok sakin tavırlar takınıp, suçlu çocuklar gibi bakar ya da çok hırçın davranışlar sergiler. Ani çıkışlar yaparak, sesini yükseltir. Kendi suçunu bildiği için, sürekli duyduğu yakalanma korkusu yüzünden eşine ve çocuklarına karşı, psikolojik baskı uygular, anlamsız kısıtlamalar getirir. Eşine karşı aşağılamalarda bulunarak, kendi üstünlüğünü kanıtlamaya çalışır ve yine eşine karşı asılsız suçlamalarda bulunarak, psikolojik olarak kendini rahatlatır. Eşinde bulacağı her kusur, kendi hatasını örtbas edecek ve içinden, eşinin aldatılmayı hak ettiğini varsaymaya çalışacaktır.
Maddi olarak, eskisine nazaran değişik tavırlar sergiler. Örneğin, eli açık davranabilir ya da tam tersi şekilde yaptığınız harcamaları kısıtlamanızı ister. Erkekler için gizli buluşmalar ve gün ortasında hızlı bir şekilde gerçekleştirilen seks kaçamakları da oldukça heyecan vericidir. Eve beklenmedik saatlerde gelmeye başlar. İş hayatı aniden canlanacak ve sürekli bir toplantı hali yaşayacaktır.  Çocuklarına da vakit ayıramayacaktır.
Bir erkek aldatıyorsa, seks yaşantısında da değişiklikler olur. Farklı stil taleplerinde bulunabilir ya da sizinle olan cinsel yaşamından, tamamen elini eteğini çekebilir.
Erkekler, bir kez aldattıkları takdirde, maalesef arkası da gelecektir. Her defasında, bir öncekinden daha büyük heyecan duydukları ve keyif aldıkları için, bunu sürekli hale getirirler. İçki kullanan erkekler, alkol tüketiminin verdiği rahatlıkla, aldatma eğilimine çok kolay bir şekilde girebilirler. Özellikle, tesadüfen ayağına gelen bir şansı, hiç bir erkek kolay bir şekilde reddedemez.

KADIN ALDATIYORSA


Eşinde sürekli bir kusur bulmaya ve onu suçlamaya çalışır.
Detaycı kişiliği yüzünden yalanlarını yakalamakta zorlansanız da, gözlerindeki bugüne kadar görmediğiniz pırıltıdan, bir takım değişiklikler olduğunu fark edebilirsiniz.
Aldatan kadın, her bakımdan çok geçici görünür.
İçinde yaşadığı suçluluk duygusundan ötürü, eşine karşı şefkatli ve sevecen tavırlar gösterir.
Dışarıda geçirdiği vakitler, değişiklik göstermeye başlar.
Aldatan kadın bir ev hanımıysa, duygusal bir yapısı olduğu için,  sıkça görüşmek isteyeceği sevgilisi ile buluşmak amacıyla, beklenmedik zamanlarda, nişanlanan, evlenen ya da hasta olan arkadaşlarını ziyarete gideceğini bahane ederek, evden çıkabilir. Eğer çalışan bir kadınsa, işyerinde yapılan toplantıları çoğalabilir. Şehir dışı seyahatleri baş gösterebilir.
Alışverişe sık sık gitmeye başlar. Saçında ve makyajında değişiklikler gözlenir. Sürekli bakımlı ve pürüzsüz bir cilde sahip olmaya çalışır.
Kız arkadaşları tarafından kendisine verildiğini iddia ettiği hediyelerin sayısı artmaya başlar hatta bu hediyeleri sizden saklamaya çalışır. Küçük ve önemsiz gibi görünen yalanlarını yakalarsınız.
Cinsel ilişkiye girmemek için sürekli bahaneler uydurur, evdeyken bakımsız görünerek size hasta olduğunu iddia etse de, dışarı çıkarken oldukça dinç görünmektedir.
Çevresine ve yakın arkadaşlarına sürekli eşini kötüler ve şikâyetçi olur. En küçük şeyleri dahi fazlasıyla abartarak, tartışma ortamı hazırlar.
Aldatan bir kadının en tehlikeli yanı ise, eğer sevgilisine aşık olduysa, ne pahasına olursa olsun, evliliğini bitirme kararı almaktan çekinmez. Gözü, ne eşini, ne de çocuklarını görmez ve evliliğini bitirmek için büyük bir çaba sarf eder.

ALDATILAN EŞ NE YAPMALI?


Geçtiğimiz yıllara oranla, sürekli artış gösterdiği saptanan aldatma eylemi, gelişen teknolojinin sağladığı imkânlardan da faydalanarak, eşler arasında meydana gelen uzaklaşmaların, başlıca nedenlerinden birisi olarak sayılıyor. İnternet üzerinden, arkadaş çevresi vasıtasıyla ya da tesadüfen tanıştıkları kişilerle, gecelik, kısa dönemli ya da uzun süreli ilişkiler yaşayan eşler yüzünden, aldatma sebebiyle gerçekleşen boşanma davalarının ardı arkası kesilmezken, aldatıldığını düşünen eşlerin, öncelikle bundan emin olmaları, ardında da, seri bir şekilde, karşı tarafa, boşanma davası açmaları gerekmektedir. Aldatılan eşlerin, ihanete uğramış olmanın verdiği manevi yıkımın yanı sıra, maddi açıdan da sahip olduğu hakları, kanuni yollardan talep edebilmeleri için, karşı tarafın kusurlu olduğunu, deliller eşliğinde ispat etmeleri gerekmektedir.  Yasalar önünde, söylenen sözlerin ya da karşılıklı yapılan suçlamaların hükmü olmadığı için, eşiniz tarafından aldatıldığınız gerekçesiyle açacağınız dava süresince, bu iddianızı, yasal yollardan edinilmiş delillere dayandırmakla mükellefsiniz.
Farklı konularda açılmış, birçok ticari ve kişisel dava için, Bireysel ve Kurumsal müşterilerinin, mahkemelere delil olarak sunulan araştırma raporlarını hazırlayan, İzmir Dedektiflik Hizmetleri Ltd. Şti., aldatma nedeniyle açılan boşanma davalarında da, sizleri yalnız bırakmayarak, gerekli kanıtların, yasal yollardan edinilmesini sağlıyor. Gerek maddi, gerekse manevi taleplerinizi, çocuklarınızın haklarını da koruyarak en hızlı şekilde alabilmeniz, mahkemeye sunacağınız delillerin ışığında gerçekleşeceği için, sizi anlıyor ve ihtiyacınız olan bilgileri, profesyonel ekibimiz sayesinde araştırarak, en kısa zamanda size teslim ediyoruz.
Türkiye’nin ilk özel dedektiflik bürosu olmamız sebebiyle, sektördeki 19 yıllık tecrübemiz ve profesyonel avukat kadromuz eşliğinde, İzmir Dedektiflik Hizmetleri olarak, merak ettiğiniz tüm soru işaretlerini ortadan kaldırmak için, gerçekleri araştırmaya devam ediyoruz. İrtibat numaralarımızdan, 7 gün 24 saat boyunca, ulaşabilirsiniz.

Saygılarımla,
Bilal KARTAL

® İzmir Dedektiflik Ltd. Şti. Özel Dedektiflik & Araştırma Bürosu   © 1995 / 2012- 17 Yıllık Tecrübe Bilal KARTAL